Ekvator Notları V Peru aç kapını

Vilcabamba’dan Kolombiyalı dostlarımızla beraber yola koyulduk. İlk gün sıkı bir rampa ile önce Yangana’ya varıp karnımız doyurduk sonra warmshowers üyesi Javier’in çiftliğine doğru tırmanışa devam ettik.

 

Meğer bizi misafir eden Rogelito amcanın oğluymuş Javier ve aslında Yangana’da arasaymışız aşağıda internetli filan evi varmış bisikletlileri de orada ağırlıyormuş. Çiftliğe varıp kendisini beklerken yemek işine koyulduk sonra kampımızı attık.

 

Cuchu yine hayatından memnun bahçede tavukları civcivleri kovaladı.Sonra da devirdi kıçını uyudu.

 

İkinci gün Palanda’ya vardık. İtfaiye ve belediyenin ortak kullandığı binanın altında garajda iki gece kamp attık. Cuchu için tabii biraz zor oldu ama kendisi dünyanın en iyi kedisi olduğundan kah sepetinde kah tasmasında dişini sıktı.

Pallanda’ya giderken

 

yolun ortasında Ersin’in bulup kurtardığı minik kuş

Pallanda’da garajdaki kampımız

Yola çıktığımızda artık asfalt filan kalmadı. Ersin sabırla beni bekleye bekleye yola devam ettik yağmur bastırmadan Ishimanchi’ye vardık.

 

 

Burada ortak kullanılan köy salonunu açtılar bizim için en azından ıslanmadan uyuduk. Ne yağdı ne yağdı resmen gök delindi. Salonun pencerelerinde cam olmadığından Cuchu’da bi içerde bi dışarda takıldı.

 

Gece yine çadırın iç tentesini kurup beraber uyuduk. Deniz seviyesinden 800 metrelerde olduğumuzdan hava hem yağmurlu, hem sıcak hem de nemliydi. Yağmur sabah da dinmeyince Ersin huzur pançoda deyip pançosunu geçirip tırmanışa geçti. Ben de kah binerek arada köpekler yüzünden durunca kah iterek yola koyuldum.

Bir ara böyle rampayı sardırmışım karşıdan gelen taksi şöförü yavaşlayıp arkadaşın seni Zumba’da bekliyor demez mi! Bana bi güç geldi :) valla nefes almadan demeyeceğim ama çok çok az durarak neredeyse hiç foto çekmeden tırmanışa devam ettim. Sanırım üç saat filan beklemiştir. Benzincide Ersin’i buldum biraz yaşlanmıştı beklemekten ^.^Zumba’da çıkıp biraz yaptığım bileklik ve kolyeleri satmayı denedim çok bir şey kazanamazsam da üç beş satış oldu. Akşam otobüs terminalinde kamp attık.

bisiklet dayanağı sopam

Zumba terminal kampımız

Gülmek yok daha ne ilginç yerlerde kamp atmışlığımız var. Ertesi gün sınır geçişi ile Peru’ya girecektik. Sabah yola çıktık. Komple taşlı, topraklı yol hele bir yerinde epey derin bir nehir geçişi vardı. Sağ olsun benim bisiklet elinde çocuk bisikleti gibi kaldığından Ersin geçiriverdi.

Sonra bi rampanın başında dağıldık. Yatırdık bisikletleri nefeslenirken etrafımızı maviş maviş kelebekler sardı. Keratalar rahat da durmuyor bakmaya bakıyorsun da fotoğraf çekerken kaçışıveriyorlar. İte kaka bisikletleri rampaları çıktık sonra yine binerek devam ettik. Askeri kontrol noktasında hele şükür bitti derken bir baktım yine dimdik bir rampa çıkarken azıcık halterci gibi bağırmış olabilirim.


Sonra bir iniş başladı piii ne siz sorun ne ben anlatayım. Kah biniyorum kah oradan oraya zıplayan bisikleti zapt etmekten kollarım ağrıdı. Bi noktada mola verdik Ersin’in de dizi şişmeye başlamış. Yapacak bir şey yok bugün Peru’ya gireceğiz artık yola devam. İnerken de nehrin öbür yakasına bakıyorum yol nasıl acaba diye. Karşıda yine bir toprak yol var ve rampa. Şansımıza asfalt beklerken bu mu çıkacak derken iki ülkeyi ayıran nehre varıyoruz.

Ekvator’dan çıkış kaşesini alıp köprüyü geçtik bir de baktık ki Peru sınır ofisi kapı duvar. Yolda da bunun esprisini yapıp yapıp gülmüşüz. Hava sıcak sabrımız kalmamış neyse 5 dakikaya görevli memur geldi hoop 180 günlük kaşemizi vurdu pasaportlara. Hayvan geçişlerinde bazen elinizdeki aşı belgeleri yetmiyor bir de tarım bakanlığından onay almanız lazım genelde her sınır kapısında varlar. Hayvanları ve diğer tarım maddelerini kontrol edip belge veriyorlar. Eh bün bunlar bazen bedava bazen de para ödemeniz gerekli. Ekvator’da dolar ile iş yaptığından Cuchu’dan hiç bahsetmiyorum. Köpek maması plastik çuvalından yaptığım yağmurluk hem rüzgarlık hem de güneşlik işini de gördüğünden zaten sepeti kapalı.

Sesimizi çıkarmadan yola devam edip en yakın sınır kasabası Namballe’ye kapağı atıyoruz. Kolombiyalı dostlarımız mtb kullandığından ve daha az eşya taşıdıklarından yollarımızı ayırmıştık. Bir iki bakınıyoruz etrafa belki görürüz diye ama yorgunuz da en sonunda en ucuz en uygun motele yerleşiverdik. Buz bulamayınca donmuş yoğurt ile Ersin’in dizinin ödemine müdahale ettik. Hemen banyo yapıp üzerine şahane salça soslu balıklı makarnasına birer şişe cusceña birasıyla yumulduk. 

 


Artık yollar geniş ve asfalt olduğundan itecek kakacak bir durum olmadığından ertesi gün herkes kendi hızında San Ignacio’ya gitsin diye kararlaştırdık.

Peru, Peru anlatılmaz yaşanır bir ülke!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *